image

Zamanın Ruhu Şeffaflık İstiyor

Sosyal Paylaşım

Laptop outdoors on a green field

Dünya vahşi bir şeffaflığa doğru yol alıyor.

Eskinin “sırlar, gizler ve güvenlik duvarları”  üzerine kurulu düzenleri artık herkesin her şeyi bildiği hatta bildiğini dünyaya ilan ettiği  “açık düzenlere” dönüşüyor. Herkesin “yayıncı” olduğu bu dünyanın kuralları artık çok farklı.

Devletler ve şirketler her geçen gün şeffaflaşıyor. “Kol kırılır yen içinde kalır” anlayışı tarihe gömülüyor.

Şeffaflık bu zamanın ruhunu yansıtan en önemli kavramlardan biri.

Sosyal medya ve iletişim teknolojileri konusunda dünyanın en büyük otoritelerinden biri olarak kabul edilen Charlene Li, açıklığın kontrol etmekten çok daha fazla çaba ve kararlılık gerektirdiğini söyler.

Açıklık ve şeffaflık aslında “güven ve değerler kültürü” yaratmakla ilgili bir kararlılıktır. Bunun tersine ketum olmaya ihtiyaç duymak aslında yolunda gitmeyen, olması gerektiği gibi yapılmayan, örtbas edilmeye çalışılan bir durum olduğunu gösterir. Sadece kurumsal ya da siyasi hayatta değil bireysel hayatlarımızda da -mahremiyetimiz dışında- gizleyecek hiçbir şeyimizin olmaması gerekir.

Şeffaflık kendine güvenin yansımasıdır. Bir insan ya da kurum kendine ne kadar güvenirse o kadar şeffaf olur. Şeffaf davranışlar da karşı tarafın güvenini artırır. Güven ve şeffaflık birbirini besler.

Şeffaflıkla birlikte bu zamanın ruhunu yansıtan kavramlar “güven”, “sorumluluk”, “hesap verme” ve “katılımcılık” kavramlarıdır.

Şeffaflığın dışladığı kavram ise “kontrol” kavramıdır.

Şeffaflığın arttığı bir çağda kontrolü nasıl terk edeceğimizi, kontrol olmayan bir ortamda insanların sorumlu davranmasını nasıl sağlayacağımızı, nasıl hesap vermeye gönüllü bir kültür yaratacağımızı her gün düşünmemiz gerekiyor. Bence bugün liderliğin önemli görevlerinden biri bu niteliklere sahip bir kültür inşa etmektir.

Hem açık olmak hem de açıklığın getirebileceği risklerden korunmak için şeffaflığı bir niyetten öte iş yapma biçimine dönüştürmek gerekir.

Hesap verebilirlik ve şeffaflık sadece işlerin mali boyutuyla sınırlı değildir. Şeffaflık, mali açıdan denetlenebilir olmanın ötesinde, yapılan her faaliyetin neden yapıldığının, hangi sonucun alındığının, ne kadar kaynak harcandığının açıklanması demektir.

Şeffaflık sadece etik bir zorunluluk değil asıl katılımcı yönetiminin bir gereğidir. Şeffaf bir yönetim hiç şüphesiz yolsuzlukları azaltır; herkesin açık, dürüst, hukuka uygun, etik, izlenebilir ve hesap verebilir davranmasını sağlar. Ancak şeffaflık aynı zamanda bir yönetim ve liderlik anlayışı olarak  “katılımcı” bir yapı da yaratır.

Bir şirketin açıklık kültürü yaratması için mutlaka atması gereken iki önemli adım vardır. Bu adımlardan herhangi birinin ihmal edilmesi şeffaflığın oluşmasını engeller.

1. Bilgi Paylaşımı

Şeffaflık kültürü oluşturmanın ilk adımı hiç şüphesiz bilgi paylaşımıdır. Gizli bilgiler insanların ilişkilerini de soğuklaştır. Bir yerde bilgiler saklanmaya başlandığında, bu ortam güvenilir olmayan, şüpheci ve mesafeli bir ortam yaratır.

Bilgi paylaşıldığında ise samimi ve güven üzerine kurulu bir ortam kendiliğinden oluşur. Bilgi paylaşıldıkça insanların birbirlerine güveni artar; herkes kendisini kurumun bir parçası olarak hisseder. Bilgilenmek, insanların durumdan vazife çıkarmalarına ve sorumluluk üstlenmelerine yol açar. Onları motive eder.

Bilgi paylaşımı çok yönlü olmalıdır. Bilgilendirmek, sadece “aşağıdan yukarıya” doğru değil, “yukarıdan aşağıya” ve “her yöne” doğru olmalıdır. Bu akışı sağlamak için sadece niyet etmek yetmez aynı zamanda bilgilerin açıklıkla paylaşılacağı ortamlar ve sistemler kurmak gerekir.

2. Kararlara Katılım

Karar alma sürecinin katılımcı olması şeffaflık kültürü yaratmanın ikinci önemli adımıdır. Geleneksel organizasyonlar sadece bilginin değil karar alma erkinin de üst yönetimin tekelinde olduğu organizasyonlardır. Bu tarz yönetimlerde kararları alan yönetim, onları uygulaması beklenen çalışanlara karşı hesap verme sorumluluğu duymaz. Bu organizasyonlarda hesap verecek olan sadece çalışanlardır. Çalışanlardan istenen, emir-komuta zincirinde itaat etmeleridir.

Bir şirketi gerçek manada şeffaflaştırmak için karar alma sürecine katılan insan çeşitliliğini ve sayısını artırmak gerekir. Nasıl Youtube gibi sosyal paylaşım sitelerinde insanlar neyi önemseyip paylaşıyorlarsa şirketler de kendi içlerinde bir “açık mikrofon” (open microphone) kültürü yaratabilirler. Bu yaklaşım sadece şeffaflığı artırmakla kalmaz inovasyonu desteklen bir paylaşım ve diyalog ortamı da hazırlar.

Karar alma sürecine çok çeşitli ve çok sayıda insanın katılması ilk başta kaotik bir durum oluşturacak endişesi doğursa da aslında tam tersine herkesin her an şirketin konularına yoğunlaşmasını sağlamak gibi bir sonuca yol açar.

Böyle bir sistem içinde karmaşık görevler parçalanabilir, işler eş zamanlı yapılabilir, herkes kendini eşit hız ve yetkinliğe ulaşmaya zorlar. Karar alma sürecinde etkin olabilmek için herkesin kendini geliştirmek, bilgisini güncellemek, yeteneklerini artırmak zorunluluğu duyar. Şirketin toplam performansı yükselir. Ortak bir vizyon ve takım ruhu yaratmak da aslında bu anlayıştan geçer.

Charlene Li, şeffaflık kültürü yaratmak için şirketlerin,

  •  Sadece çalışanlarıyla ve yöneticileriyle bilgi paylaşımına açık olmaları değil, kurum dışındaki paydaşlarını da  aynı kültürün parçası yapmaya çaba göstremeleri gerektiğin söylüyor.
  • Sadece sonuç ve satış odaklı değil, asıl ilişki odaklı olmaları gerektiğinin önemine işaret ediyor. Herkesin her şeyi açıklıkla sorup, söyleyip yorum yapabileceği, çözüm arayabileceği  yalın bir ortam yaratma gerektiğinin altını çiziyor.
  • Ben bir şirkette “açılık kültürünün” hakim olması ile çalışanların daha fazla sorumluluk alacaklarına ve işlerini daha iyi yapmaya motive olacaklarına, en önemlisi de şirketi daha çok  sahipleneceklerine inanıyorum.
  • Şeffaflık, bir kurumun çalışanlarına değer verdiğinin en önemli göstergesidir. Kişi kendisine bilgi verildiğinde, kendisinin kararlara katılımı istendiğinde kendini değerli hisseder.
  • İnsanın çalıştığı yerde kendini değerli hissetmesi, şirketten bir numaralı beklentisidir. Çalışanların kendilerini değerli hissetmeleri, bir şirketi “çalışılması en çok istenen şirket” yapan unsurların birincisidir.
  • Şeffaflık sadece çalışanların değil müşterilerin de markaya olan güvenini, bağlılığını olumlu etkiler.  Bugün tüketiciler markalardan kusursuz olmalarını beklemiyor. Tam tersine hata yapmalarına rağmen sıcak, samimi ve gerçek olmayı başaran markalara daha fazla bağlanıyorlar. İnsanlar, hatalarını dürüstçe kabul eden, tevazu sahibi markalara daha çok güveniyorlar.
  • Şeffaflık pek çok kavramın hayata geçmesini sağlayan kilit bir anlayış. Şeffaflık, güveni ve katılımı sağladığı gibi,  dayanışmayı ve takım ruhu yaratmayı da beraberinde getiriyor.
  • Sadece ahlaklı olmak için değil, sorumluluğu tabana yaymak, katılımcı, hesap vermeye gönüllü, çok sesli bir ortam yaratmak için de şeffaflığa ihtiyacımız var.
  • Ben sadece çalıştığımız kurumlarda değil bireysel hayatlarımızda da şeffaflaşmanın omuzlarımızdaki yükü azaltacağına ve bizi daha sahici kılacağına inanıyorum.
  • Bu zamanın ruhu, şeffaflık istiyor.

http://www.temelaksoy.com/yazilar/bu-zamanin-ruhu/Zamanin-Ruhu-Seffaflik-Istiyor.aspx

Leave A Comment?