1375930_311201532411547_7863252813480675174_n

Seni Seviyorum Adamım

Sosyal Paylaşım

İşlerin yoğunluğu ve işten arta kalan boş zamanlarda ise evlilik hazırlıkları yaptığımdan uzuuuun bir süredir yazamadığım doğru.. Şu sıralar hayatımın büyük çoğunluğunu beyaz eşyalar, mobilyalar, tül – perde – halı, seramik, vb eşyalar kaplıyor :)

Dün biraz olsun kendime zaman ayırıp, kendime reset atabilmek amaçlı iş çıkışı en yakın AVM olan Mall Of İstanbul’a girdim. Sinema katına çıkıp hangi filme gireceğime karar vermeye çalıştım ve sonunda ‘ Seni Seviyorum Adamamım’ filmine bilet aldım. İtiraf edeyim başta biraz tereddüt ettim bileti alırken.. Açıkçası Gizem Karaca’yı çok tanımamakla birlikte, bir iki programda denk geldiğim kadarıyla biraz şımarık bulmuş ve film ile ilgili bir beklentiye girmemiştim ama Barış Kılıç’ı Güllerin Savaşı dizinden çok beğendiğim için filme bir şans verebileceğimi düşünüp aldım bileti :)

Seni Seviyorum Adamım – Fragman | izlesene.com

Film romantik bir komedi, bir zamanlar yapımcı olan Berk’in piyasaya ve hayata küsüp Girne’de kendisine sessiz sakin bir yaşam sürerken aniden hayatına giren Ezel ile hayat seyrinin değişmesini konu alıyor.  22-23 yaşlarındaki makine mühendisliği okuyan deli dolu, yaşama sıkı sıkı bağlı Ezel bir gün beyninde Tümör olduğunu ve kısa bir süre sonra öleceğini öğrenir. Ölümün kendisine yavaş yavaş yaklaşmasını kabul etmeyen Ezel, bir uçurum kenarından kendisini denize bırakır, o esnada balık tutan Berk denize düşen kızı görür ve hemen denize atlayıp kurtarır. Evet burası klasik bir Türk filmi tadında :)

Olaylar bundan sonra başlar, ölüme koşarak giden fakat ölümün onu hemen kabul etmediğini gören Ezel hayattan ne beklentisi varsa hızlıca yapmaya karar verir. Öncelikle Berk’in hayatına hızlı bir giriş yapar, ilk etapta hayatına bu şekilde hızlı ve izinsiz girişi kabullenmeyen Berk, kısa bir süre içinde Ezel’e alışır ve birbirlerine aşık olurlar. Berk bu arada Ezel’in harika bir sesi olduğunu keşfeder ve onu albüm yapması konusunda ikna eder.

Aşklarına ve çalışmalarına hızlıca devam ederlerken bir sabah babası, Ezel’in akşam evde kalmadığını öğrenir. Sabah yolda Berk ile gördüğü Ezel’i eve götürürken benzin almak için durdukları benzincide Ezel’in fenalaşması üzerine hastaneye götürür ve Ezel’in doktoru babasına kızının ölüme adım adım yaklaştığını söyler. Babası için adeta bir yıkım olur bu hastalık ve kızının kısacık hayatını istediği gibi yaşamasına müsaade eder. Ezel ve Barış albüm kayıtları için İstanbul’a gelirler. İstanbul’a gelmek Ezel’in en büyük hayalleri arasındadır. Berk ile Vapur’a biner, Eminönü’nde balık ekmek yer, Galata Kulesine çıkıp şehrin sesini adeta zihnine kaydeder.

Piyasadaki olumsuzluklara ve piyasayı tekeline alan belalı bir yapımcıya rağmen albüm okumasını tamamlayıp, Ezel’i ünlü bir talk-show programına çıkartmayı başarırlar. Artık Ezel herkesin tanıdığı ünlü biridir. Ezel’in bu başarısı Berk içinde çok önemli bir hal alır çünkü hem yıllardır piyasadan uzak kalmış biri olarak çok iyi bir geri dönüş yapar hem de artık hayatında çok renkli bir aşkı vardır..

Piyasayı tekelinde bulunduran ve Berk’in can düşmanı belalı yapımcı Ezel’i kendisiyle çalışmasını teklif eder ve Ezel, yüklü bir para karşılığında onunla kontrat imzalar. Kontrat’ta önemli bir madde vardır, Ezel ölünce bütün para Berk’in olacaktır. Bu şarta anlam veremeyen yapımcı gülerek, Berk’e yine gol atmanın heyecanı içerisinde Ezel’in şartını kabul eder. Tabi Ezel’in hastalığından ne Berk’in ne de Ezel’in ailesinin haberi vardır. Sadece Ezel ve babası arasında bir sır olarak kalır..ta ki Ezel İstanbul’dan Girne’ye dönüp durumu ağırlaşana kadar.

Bütün aile ve Berk, Ezel’i kaybediyor olmanın acısı içerisindedir. Ezel her zaman her anını dolu dolu yaşayan, yetenekli, neşeli ve heyecanlı ruhuyla etrafındakileri neşelendirmiş biri olarak hastanede ölmeyi kabul etmez, en sevdiği, öleceğini öğrendiği ve kendini ölüme attığı o gün bile üzerinde olan mavi elbisesini giyerek, kendini   aşağıya attığı o uçuruma gitmek ister Berk ile.. Ezel son nefesini orada verir.. Geride hayallerini gerçekleştirdiği her anında çektiği fotoğrafları bırakarak gider..

İtiraf edeyim ki film beni çok etkiledi, bilemiyorum belki 2 kere Tümör ameliyatı geçirdiğimden Ezel ile aramda bir bağ kurmamdan, belki de tahammül sınırlarımın zorlandığı, hiçbir şeyden zevk almadığım şu sıralarda, bana yaşamın aslında ne kadar güzel olduğunu ve elimdekinin kıymetini bilmem gerektiğinin sert bir şekilde suratıma vurmasındandır.

Yaşamın aslında çok güzel olduğunu ve hayallerimizin peşinden gitmek için illaki bir kayıp yaşamamamız gerektiğini neden fark edemiyoruz bilemiyorum.  Neden hep bir şeyleri erteliyoruz.. Nasıl oluyor da  günün yoğunluğu ve stresi, yaşamın bütün o güzel tınılarının önüne geçebiliyor..

Bunları sorgularken bir taraftan da yavru vatan Kıbrıs’ın güzel insanları ve onların hayattan keyif alarak, rahat yaşamlarını gülümseyerek izledim.. Berk’in ve Ezel’in Girne’de yaşadıkları sahil kasabası ve evleri muhteşemdi. Aile ilişkilerinin bile son derece rahat ve keyifli olması son derece özendiriciydi :) Oyuncu kadrosu ise gerçekten çok çok başarılıydı..

Sonuç olarak izlemenizi tavsiye edebileceğim keyifli bir film.. Bu arada Gizem Karaca ile ilgili ön yargımı kırmış bulunuyorum, çok tatlı biri bence..

Berna ben.. hayatın güzelliklerini anlamak için illa kafasına bir odun inmesi gereken !!!

Hayatın güzelliklerini kendiliğinizden anlayabileceğiniz bir hayat dileğiyle..

Leave A Comment?