Baby with laptop

Doğuştan Satış Yeteneği Olmayan Yöneticiler İçin 5 Basit İpucu

Sosyal Paylaşım

Çok başarılı bir girişim olabilirsiniz. Ortaya çıkardığınız ürün ya da hizmet gerçekten standartların üstünde bir kaliteye sahip olabilir. Ekibiniz yaptığı işin hakkını veriyordur ve günden güne daha başarılı bir grafik elde ediyorsunuzdur. Peki bütün bu olumlu senaryoyu satışlarla destekleyebiliyor musunuz?

Hedef kitlesiyle duygusal ve rasyonel anlamda iletişim kurmayı başarmış markaların en büyük silahı satış değildir orası bir gerçek. Ancak siz bir “business” içindesiniz ve ‘başarı’ kelimesi ister istemez ‘satış’ ile doğru orantılı ilerleyecektir.

İlk iş tecrübesi sokakta ‘limon satmak’ olan CEO’ları bir kenara alalım, şirketin yuvarlak masasına oturan tüm yöneticilerin satış yeteneği olmayabilir. Hatta satış yeteneği olsa dahi bu işten pek de hoşlanmayan CEO’ların varlığından söz edebiliriz. Lakin yine de an gelir, iş başa düşer. O yüzden yeteneğiniz olsun ya da olmasın birkaç satış tekniğine hakim olmakta yarar var.

Aşağıda Ufuk Utaş kaleminden, ürününüz ya da hizmetinizi müşterinize nasıl sunmanız gerektiğine dair birkaç ipucu bulacaksınız.

Mümkün olduğunca basit düşünün

Hedef kitle evreninizin çok zeki bir kümeden oluştuğunu düşünmek zekice bir anlayış olmayacaktır. O yüzden mümkün olduğunca basit düşünün. Basit bir örnekle, ürününüzü ya da hizmetinizi anlatan mesajı 12 yaşındaki yeğeninizin dahi anlayabileceği bir seviyede tutun. Ayrıca bu basitlik anlayışının, mesajınızla en fazla birkaç saniye iletişimde kalacak hedef kitlenize de yardımı dokunacağını kabul etmelisiniz.

Diğerlerinden farkınızı anlatın

Bu fark fiyat, teknolojik birikim, vizyonel duruş, promosyon, lojistik gibi onlarca başlıktan biri olabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, ‘Godfather’ filmini “TV’de İlk Kez” şeklinde sunan orta ölçekli kanal tutumunda olmamaktır. Yani gerçekten bir farklılığınız varsa sunabilirsiniz. Zorlama bir farklılık yaratma çabası, hedef kitlenizin güven duygusunu da sarsacaktır.

Gerçekten inandırıcı olun

Hedef kitleyle doğru iletişim kurmak, duyguları yönlendirebiliyor olmaktan geçer. Yani aslında esas amaç tüketiciyi satın almaya yönelik hareket ettirmektir(call to action). Ancak bu satın almanın yalnızca duyusal ve duygusal içeriklerle gerçekleştiğini söylemek de hata olur. O yüzden mesajınızı rasyonel verilerle desteklemelisiniz. Daha önce başarılı olmuş satışlarınız, case study’leriniz ya da grafikleriniz bu rasyonel verilere örnek olarak gösterilebilir.

Kişiselleştirin

Aslında kişiselleştirme stratejisi, en küçük ölçekli girişimcinin dahi vakıf olduğu bir konudur: “Abi normalde 30 lira ama sana 25′e olur”. Tabi bizim bahsettiğimiz kişiselleştirme bundan ibaret değil. Örneğin teklif sunumunuz, tüm müşterilerinize aynı olmamalıdır. Onlar için çalıştığınızı gösterecek verileri içermelidir ya da hedef kitle olarak belirli bir lokasyona hitap ediyorsanız o lokasyonun sosyo-kültürel ögelerini barındırabilirsiniz.

Dürüst olun

Biraz naif bir tutum olarak gelebilir fakat gelmesin. Bu kadar çok mesaj arasında tüketiciler, müşteriler ya da hedef kitle, daha samimi olduğunu düşündüğü markalarla daha çok etkileşime giriyor. Bahsetmeye çalıştığımız tüm eksik yanlarınızı sunmak değil elbette ama üzerinde çalışılarak düzeltilebilecek bir eksiğinizi güçlü bir yanınızmış gibi göstermek yanlış bir tutumdur. Unutmayın doğru bir tanıtım, bir ürün ya da hizmeti yalnızca bir kere sattırır.

http://eticaretmag.com/yoneticiler-icin-satis-ipuclari/

Leave A Comment?