onur-F85F-028E-89F4

Aşk ve haz…

Sosyal Paylaşım


onur1-11D2-0736-DC8A

Ev Sahibi, başta hostes ana karakterleri olmak üzere zengin ve renkli sıradışı yan karakterlere sahip.

Mehmet Ergüven, sanat eserleri üzerinden cinsel bilinçaltımızı sorguladığı Pusudaki Ten’de, Caravaggio’nun Eros’unun temsil ettiği çelişkilerin altını çizer. Kendisinin de Herwarth Röttgen’den yaptığı bir alıntıya göre tablodaki Eros’un elinde tuttuğu biri kırmızı biri siyah oklar sırasıyla mutlu aşkı ve aşkın acısını temsil ederler. Aynı şekilde bu resimdeki Eros’un kanatlarının renginin altın sarısı yerine kahverengi olarak seçilmiş olması da Eros’un yapısındaki şeytani yönü göstermektedir bize. Sonuç olarak şöyle der Ergüven; “Apaçık: Caravaggio ile modeli arasındaki her şey, haz ve acının iç içe geçtiği, tensel kökenli karmaşık bir ilişkiyi imlemektedir bu resimde.”

Onur Baştürk’ün romanı Ev Sahibi’nde anlatılan öykü de aynı Caravaggio’nun Eros’unda temsil edilen zıtlıkları anlatıyor bize. Bir yanda aşkın mucize yaratma gücüne sahip en naif ve ışıklı halini, diğer yanda ise haz tutkunlarının kapılıp gittikleri labirentlerin sonunda onları esir alan karanlığı görüyoruz. Sınırsız haz tutkusu ve neticesinde yaşanan ruh ıssızlaşmalarının türleri Baştürk’ün ilk öykü kitabı olanUydurukçu’nun da ana meselelerinden biriydi. Benzer bir şekilde bu kitabında da hazzın zevkini bir kez tattıkları için farkında olmadan onun kölesi haline gelenlere değiniyor olsa da, asıl anlatmak istediği bu kez bambaşka… Öykünün tansiyonu en yüksek bölümünü oluşturan, bir villadaki grup seks partisini anlatan bölümü kuşkusuz son derece çarpıcı ve bu nedenle de kitap yayımlandığından bu yana hakkında en çok bu konuda yazı çıkıyor. Ancak Ev Sahibi’ni bu öyküden yola çıkarak değerlendirmek çok büyük bir hata olur. Çünkü aslında Baştürk’ün romanının altında anlatmak istediği bambaşka bir felsefe var ve bu sahne de sadece kitabın ilginç ve renkli kurgusunu zenginleştiren öğelerden biri.

Ev Sahibi, başta hostes ana karakterleri olmak üzere moda tasarımcılarından taksi şoförlerine dek son derece zengin ve renkli sıradışı yan karakterlere sahip. Onların aracılığıyla zaman zaman ana öykünün izleğinden çıkıp şehrin yan yollarındaki bambaşka insan hikâyeleriyle karşılaşıp, yine her seferinde birbirine bağlanan zincirler misali, görünmez bağlarla birleşmiş bu karakterler üzerinden yine ana öyküye geri dönüyorsunuz.

Kitabın hoş süprizlerinden biri ise bir zamanların el değmemiş güzellikteki Olimpos’una dair nostaljik satırları… Romanın, tıpkı saflıkları acımasızca bozulduğu için şeytanileşen ve bu kez de kendileri başka saflıkları bozmak için yeni kurbanların peşine düşen kimi karakterleri gibi, Olimpos’un saflığı ve güzelliğinin de nasıl bozularak elinden alındığına ve bir cennetten giderek gürültülü kalabalıklardan oluşan bir cehenneme dönüştüğüne tanık oluyorsunuz paralel bir şekilde.  İç içe geçen simetrilerden oluşan bir kurguya sahip öyküde alttan alta akan motif de kendi yitirdikleri saflıklarının (gerek ruh gerek beden açısından) intikamını almak için mahvedebilecekleri saf ruhların peşine düşen kötücül ruhlar. Bu oyunda sevginin saflığına sığınanlar meleksiliklerini korurken, haz silahıyla baştan çıkanlar ise dönüşmekten kurtulamıyorlar.

Yazının sonunu bu konudaki bir alıntısıyla yine Mehmet Ergüven’le noktalayalım. “Ancak, Micalla von Marcard’ın altını çizdiği gibi, saflığa (arı beden) duyulan özlem, hiç kuşku yok ki, gizliden gizliye onu tahrip etme arzusunu da beraberinde getirmektedir: Değerli gülü koparan, suç ve acı arasındaki dengeyi yeniden kurar; çünkü baştan çıkaran da bir zamanlar baştan çıkarılıp, o da karşı koyamamıştır; şimdi, dengeli bir adaletle kendisini aklarken, izlediği yolu kurbanı aynen kabullenip direnmemelidir; bugün ayartılan, yarın ayartılacaktır nasılsa.”

EV SAHİBİ
Onur Baştürk
Altın Kitaplar
2013, 208 sayfa, 12 TL.

http://kitap.radikal.com.tr/Makale/ask-ve-haz-371243

Leave A Comment?